Melbourne'de Hava

18 Şubat 2014 Salı

Yazı 3 - Avustralya'ya Geliş Hikayemiz

Ben kucuklugumde ansiklopedi ve cografya atlasi karistirmaya cok merakli bir cocuktum. Tabii bahsettigim yillarda interneti birakalim daha kisisel bilgisayarlarin evlere girmesi bile mumkun degildi. Evimizde mevcut olanlar yetmedigi gibi gittigimiz misafirliklerde genellikle salondaki vitrin ya da unite tabir edilen mobilyalarda dizili bir sekilde sus olarak duran ansiklopediler ilgi alanimi cekerdi. Ozellikle dogadaki vahsi hayvanlar ve yabanci ulkeler ile ilgili olarak resimlere bakardim ve okumayi ogrendikten sonraki donemde de okurdum.

Cografyaya ilgim her daim mevcut oldu. Son zamanlarda yeni tureyen ulkelerin bazilarini bilemesemde, 5-6-7 yaslarimda elimdeki cografya atlasindan butun ulkelerin bayraklarini, baskentlerini ve para birimlerini ezberlemis ve ulke ve baskentlerini dunya haritasindaki yerlerini gosterebilir durumdaydim.

Haritaya, yabanci ulkelere olan bu alakam ilerleyen yillarda seyahat etme hayallerine donusmustu. Tabii ki icinde bulundugumuz sartlar vs. cokta yurt disi seyahate elverecek cinsten degillerdi. Ulkemizdeki universite okumak isteyen her cocuk gibi onumde universite sinavi vardi ve gezmeye, dolasmaya, macera yasamaya vakit filan yoktu. Yaris ati duzeninde yetistirildigimizden ve gelecek kaygisindan oturu tek gayemiz universite sinavinda basari saglayip guzel bir bolume yerlesmekti. Neyseki bu konusa basarili oldum.

Ilk yurt disi seyahatimi, eger yurt disi olarak kabul edilebilirse, 1994 senesinde Kibris’a yaptim. Sonra 1997 yilinda Ispanya’nin Mallorca adasi bunu takip etti. Bu seyahat benim yurt disina karsi olan ilgimi daha da arttirdi.
Universiteden mezun oldugum zaman bir sekilde yurt disina gidip yerlesme olmasada en azindan birkac seneligine de olsa gidip calismak fikri artik kesinlesmis gibiydi kafamda. Ama hangi ulkeye?

Bu asamada birkac yurt disi is imkanina basvurdum. Birkac telefon gorusmesi yaptim ancak olumlu sonuclanan olmadi. Bu asamada su andaki esimle olan nisanlilik donemimizde yurt disina gocmen olarak gidip yerlesme fikride kafam(iz)daki yerini iyice almisti.

Bunun ustune 2003 yilinda yaptigimiz bir Paris geziside tuzu biberi oldu ve artik yelkenlerimizi acmis ve yurt disina (ama nereye!) dogru yonelmistik hayallerimizde…

Gocmen olarak gidilebilecek ulkeler arasinda ilk denedigim Amerika oldu. O zamanlarda tam Turkiye 2000-2001 ekonomik krizlerinin ertesindeydik ve benim gibi bir cok kisi yurt disinda is imkani veya yasama imkani pesindeydi. Amerika’nin yaptigi GreenCard cekilislerine 2-3 sene basvurdum ama kuradan herhangi bir sey cikmadi. Iyi ki de cikmamis diyorum simdi. Aslina bakilirsa benim yurt disinda yasama istegim ekonomik krizden tamamen bagimsizdi. Tamamen gecmisten gelen hayallere dayali birsey idi.

Amerika disinda Kanada ilk tercihim gibiydi. Askerligimi yaparken tanistigim bir yedek subay arkadasim askerden once ailecek Kanada’ya gocmenlik basvurusu yapmislar ve surekli oturum vizelerini almislardi. Ne zaman gideceklerini dusunuyorlardi. Bu vesile ile Kanada ile ilgili arastirmalara hiz vermistim bende. Kanada kukumetinin resmi gocmenlik islerinin sitesinden ( http://www.cic.gc.ca ) yaptigim arastirmalara gore gocmenlik icin uyguladiklari puanlama sisteminde yeterli puani tutturuyordum ancak Turkiye’den o ara asiri basvuru oldugu icin basvurularin sonuclanmasinin 4 yila kadar uzadigi bilgisini edindigimizde bizim icin Kanada secenegide kapanmisti.

Sonraki aklima gelen ilk tercihim Yeni Zellanda idi. Bu ulkenin resmi gocmenlik sitesinden ( http://www.immigration.govt.nz ) yaptigim arastirmalara gore ilginc bir sekilde puanlama sisteminde yeterli puani alamiyordum yeterli miktarda is tecrubem olmamasi sebebiyle. Dolayisla bizim icin bu secenekte kapanmis oldu.

Bu sekilde legal yollardan puanlama sistemi ile gocmen alan ulkelerden bir digeri olan Avustralya vardi sirada. Nedense Avustralya bir sekilde sona kalmisti siralamamda. Avustralya Gocmen Isleri Bakanliginin resmi sitesinde ( http://www.immi.gov.au ) yaptigim arastirmalar ve puanlama sistemi hesaplamalarina gore yeterli puani alabiliyordum. O siralar Avustralya’ya da cok asiri bir gocmenlik basvuru durumu yoktu ve basvurular maksimimum bir yil icerisinde sonuclaniyordu. Tam o siralarda esimle evlendik. 2003 yilinda bilgisayar muhendisi olmam sebebiyle o zamanki gocmenlik basvuru sistemine gore once Avustralya Bilgisayar Topluluguna (Australian Computer Society - ACS - http://www.acs.org.au) basvurarak Turkiye’den olan diplomami, mesleki tecrubelerimi kabul edilmesini saglayarak meslek onayi aldim. Bu onay yaklasik 5-6 hafta icinde gelmisti ve artik resmi gocmenlik basvurusu yapmaya hazirdik esimle birlikte.

2003 senesi bitmeden yaptigimiz resmi gocmenlik basvurumuz sonucunda hatirladigim kadariyla 2004 Mayis ayi gibi o zamanlar uygulandigi sekliyle basvurumuzun onaylanma asamasinda oldugunu gosterir bir sekilde Istanbul Amerikan Hastanesinde saglik kontrolune cagrilmistik. Bu control asamasinida basariyla gectikten sonra Haziran 2004’de surekli oturum vizemizin on onayi elimize ulasti ve son bir kez daha bizden sabika kayitlarimizi istediler ve onlari da gonderdik Avustralya’ya. Ve bu surecin sonucunda Avustralya’da hayatimiz boyunca yasayabilmemizi saglayacak olan surekli oturum vizemizi bir diger deyisle kalifiye gocmen vizemizi (skilled migration visa) almis olduk. Vizemizin gecerlilik suresi 5 yildi. Ve Aralik 2004’e kadar Avustralya’ya giris yapmamiz gerekiyordu.

Vizeleri verdiklerinde bu sekilde bir takim kurallar ekleyebiliyorlar. Mesela xyz tarihine kadar giris yapilmalidir. Birincil basvuru sahibi (Primary Applicant) yaninda vize alan diger aile fertleri, birincil basvuruyu yapan kisiden once ulkeye ilk girislerini yapamazlar gibi. Vizenizi aktive edebilmek icin bu kurallara uymaniz gerekiyor.

Gocmenlik basvurusu surecinde yararlandigim ve yararlanabilecek en dogru ve kesin bilgi kaynagi Avustralya Gocmenlik Isleri Bakanliginin web sitesidir. Linki: http://www.immi.gov.au

Bu siteden haric olarak bizim basvuru yaptigimiz zamanlarda aktif olarak calisan ve aktif olarak bilgi ve deneyim paylasimi yapilan bir yahoogroup vardi. avustralyayagidiyorum@yahoogroups.com isimli bu mail grubunda gercektende guzel paylasimlar ve tecrube aktarimlari yapiliyordu ve yararli oldu cok.
Simdilerde sosyal medyanin (Facebook ve Google+ gibi) iyice populer olmasi bu sekildeki mail gruplarina ragbetin azalmasi sebebi ile sanirim artik eskisi gibi kullanilmiyor bu mail grubu.

Biz 2004 yilinda vizemizi aldigimizdan bu yana Avustralya hukumeti gocmenlik sartlarinda ve uygulamalarinda bir takim degisikliklere gitti. Bu konuda bilgi edinmek isteyenler icin en gunce, en dogru kaynak http://www.immi.gov.au web sitesidir. Bu sebeple gocmenlik ile ilgili sartlara, puanlama sistemine vs. burada yer vermiyorum.

Su anda piyasada gocmenlik danismanligi yapan sirket yada kuruluslarda mevcut. Ingilizce bakimindan bir sikintisi olmayan, sartlari, uygulamalari arastiracak kadar zamani olanlar icin bence gerekli bir durum degil bu tip yardimlari kullanmak ama tabii ki herkesin kisisel durumu farkli oldugundan dolayi bu sekilde yardim almak ve gocmenlik basvurusu surecini danisman avukat vs. kisiler araciligi ile yurutmekte pek tabii ki mumkundur.

2004’te vizemizi aldiktan sonra Avustralya’ya ilk girisimizi yapmak uzere 10 Ekim 2004’te Istanbul’dan Melbourne’e dogru Malezya Havayollari (Malaysia Airlines – http://www.malaysiaairlines.com ) ile yola ciktik ve 12 Ekim 2004’te ilk girisimizi gerceklestirdik.

Bu Avustralya’ya ilk yolculugumuzdan detaylar ve sonrasindaki gelismelerden bir sonraki yazimda bahsediyor olacagim.


Saglicakla kalin.

9 Şubat 2014 Pazar

Yazı 2 - Avustralya'da Orman Yangınları

Herkese merhabalar;

Sizlere 41 dereceye ulasan bir 8 Subat 2014 Cumartesi gununun ardindan Pazar gunu 37 dereceye kadar isinipta oglen civarinda gelen serin hava (cool change) ve firtinanin eseri olarak cikan orman/cayir yanginlarinin oldugu bir gunde yaziyorum.


Yukaridaki resim bugun Victoria eyaletindeki Gisborne kasabasi yakinlarinda cekilmis. Ilgili fotograf galerisinin linki: http://www.theage.com.au/photogallery/national/the-victoria-fires-20140209-329ra.html

Aslinda ilk giris yazimin sonunda belirtmistim bir sonraki yazim buraya gelis hikayemizle ilgili olacak diye ama Victoria eyaletindeki bugunun gundemi olan yanginlar agir basti.

Avustralya’da bushfire’lar yani orman ve cayir yanginlari en buyuk sorunlardan birisi. Bu yanginlarin bazilari kotu niyetli kisiler tarafindan bilerek cikartiliyor, bazende yanlislikla kaza ile cikabiliyor. Ama bu yanginlarin en buyuk kaynagi doganin kendisi. Yani cok sicak havalar ile, ki burada bazi yerlerde 47 derecelere varan sicakliklardan bahsediyoruz, kavrulup kuruyan otlar, agaclar ve diger bitki ortusu yangin icin mukemmel bir yakit kitlesi olusturuyor.

Burada yani Melbourne’de ve Victoria eyaletinde ‘cool change’ ilginc bir olay. Sicak havanin yasandigi gunun ortasinda gelen yeni bir basinc sisteminin etkisi ile kuzeyden yani col tarafindan esen ruzgar once batiya ve sonrasinda guney bati ve guney civarina donuyor yani Antartika tarafindan kopupta kuzeye dogru yukselen serin hava kutlesinin etkisi olusuyor. Burada yasadigimiz yaklasik 8 senelik sure icinde hava sicakliginin oglen saatlerinde yarim saat icinde 43 dereceden 18 dereceye indigine bile sahit olduk. Gene ilginc bir sekilde (ki ornegin dun gece olmus bu olay) geceleyin ortada gunes yokken hava sicakliginin ruzgar yonunun degisimi sonucu artmaya basladigini gorduk. Ornegin dun gece 00:13 itibariyle 24.9 derceye kadar dusen hava sicakligi yine gece 03:00 itibariyle 32 dereceye yukselmis.

Gunduz vakti yasanan ‘cool change’ olayina donersek eger; gun icindeki bu degisim genellikle beraberinde simsek ve yildirimlar ve bazen agaclari bile yerinden sokecek kadar cok etkili ruzgar ile geliyor. Yildirimin dustugu yerde tutusan otlarla baslayan yangin, ruzgarin etkisi ve kuru bitki ortusunun katkisiyla cok hizli bir sekilde onunde ne varsa kasip kavurarak yakarak yikarak ruzgar ile beraber hizli bir sekilde ilerlemeye basliyor. Eger bu yangin hattinin onunde yerlesim birimleri var ise iste o zaman durum cok tehlikeli. O zaman hemen yanginda yapilmasi gereken ve onceden planlanan aktivite planlari devreye sokuluyor ve kasabalar bosaltiliyor, ya da bir sekilde evler savunulmaya calisiliyor. Genelde olan evlere ve yanan ahirlarda ve meralarda otlamakta olan hayvanlara oluyor. Tabii ki dogal hayatta yasayan hayvanlarida unutmamak gerekir. Bir suru hayvan bu sekilde telef oluyor.

Burada yani Avustralya’da cikabilen yanginlarin buyukluklerine yani yaktiklari alan buyuklugune bir ornek verecek olursam eger, 2003 yilinda Victoria eyaletinin kuzey dogusu, Canberra’nin bulundugu Australian Capital Territory’nin ve New South Wales eyaletinin bazi bolgelerini kapsayan Great Dividing Ranges yanginlarinda toplamda 1,200,000 hektar alan yanmis. Cok buyuk ve uzun suren bir yangin. O zaman biz Turkiye’de yasiyorduk.

Bizim burada yasadigimiz 7 Subat 2009 tarihinde olan Black Saturday Yanginlari 173 kisinin olumune yol acti. 47 derece olan havanin yasandigi bir gunde gelen cool change eseri olarak, ruzgar ve dusen yildirimlarin karisimiyla olusan yanginlar onune geleni yakti. Kotu bir gundu. Yanginlar once ruzgar ile birlikte farkli yone dogru ilerlerken aksam uzerine dogru donen hava ile birlikte yonunu direk olarak 2 adet kasabaya dogru yoneltti ve insanlara kacacak firsat vermedi. Bazi insanlar arabalarinda kacmaya calisirken yangina yakalanip olduler. Bazilari evlerini savunmaya calisirken. Bazilari sicaktan korunuruz diye girdikleri yagmur sularinin biriktirildigi su tanklarinda yangin sirasinda 800 dereceye kadar cikan sicakligin etkisi ile icinde bulunduklari suyun icinde kaynayarak aci sekilde can verdiler ne yazikki. Cok buyuk acilar yasandi maalesef ki. Boyle acilar afetler herkesten uzak olsun…

Black Saturday ile ilgili belgesel video



Bu yanginda 173 kisinin can vermesi hukumetin bir takim daha genis tedbirler almasina ve uygulamaya baslamasina sebep oldu yanginlar ile ilgili olarak ama burada bir nevi dogal afet olan bu yanginlara karsi koymak; yani doganin gucune karsi koymak cokta kolay degil aslinda. Maalesef boyle bir durumda can kaybini en aza indirgemeye calismaktan baska bir care kalmiyor. Cana gelecegine mala gelsin mantigiyla…

Meteorolojik olarak yangin tehlikesi olan gunlerde ilgili bolgelerde ‘Total Fire Ban’ ilan edilerek her sekilde ates yakmak, mangal yapmak yasaklaniyor. Ve insanlarda genelde bu yasaklara uyuyorlar. Zaten uymazda yakalanirsan cezasini da cekeceksin demektir.

Daha oncede belirttigim gibi burada yanginlarin en buyuk sebebi doganin kendisi. Burada Avrupa’lilarin kolonilesmesi olmadigi zamanlarda yani sadece Aborjinlerin yasadigi donemdede yanginlar oluyormus. Agaclar yaniyormus. Bu sekilde burada orman kalmamasi lazim diye dusunurken ogrendik ve gozlerimizle de gorduk ki ilginc bir sekilde yanan agaclar sonraki ilk ilkbahar mevsimi ile birlikte tekrar yesermeye basliyor. Ve 2-3 sene icerisinde o bolge neredeyse yangindan onceki haline donmus oluyor. Doga kendi icinde dengesini kurmus yani. Iste bu dengeyi bozmamak ve agaclari oldurmemek icin burada yanginlara mudahele edilirken cok gerekmedikce tuzlu su yani deniz suyu kullanilmiyor. Deniz suyuyla mudahele edilen bolgedeki agaclar maalesef bir daha yersermiyorlar, gecekten oluyorlar. Yangina mudahale ederken kullanilan sulari ya sebeke suyundan ya da baraj ve gollerden tatli su olarak sagliyorlar. Yangin aninda dogaya minimum duzeyde mudahale etmek icin calisiliyor ayni zamanda.

Bugun gundem bu diyerekten yanginlardan bahsetmek istedim. Avustralya’ya gelis hikayemizi de bir sonraki yaziya birakmis oldum boylece.


Saglicakla kalin…